YAYINLAR

15 Ağu 2018

TÜMEVARIM SORUNU KARŞISINDA HUME'UN YAKLAŞIMI






Felsefe'de ''tümeller kavgası'' ilk kez Platon'un kavram ya da radikal realizmle başlamış olsa da esas Aristoteles mantığı tarafından ortaya konan, ama çözülmeden bırakılan temel bir problemin sonucu olarak ortaya çıkmıştır.Problem genel kavramlarımızın, dış gerçeklikte, genel varlıklara yani tümellere, tür ve cinslere karşılık gelip gelmediği problemidir. Plotinos'un öğrencisi olan Porphyrios'un, Boethius'un Latince'ye tercüme etmiş olduğu ''İsogoji'' adlı eserinde ortaya konmuştur. Porphyrios eserinde beş tümel konusunu;cins,tür,ayrım,tümel ayrım ve ilinek kavramlarını sistematik bir şekilde incelemiştir. Bu problemde temelde üç tavı ele alınmıştır.Birincisi, Platon'dan gelen realist görüş ya da kavram realizmidir. Kavram realizmine göre türlerin ve cinslerin hem insan zihninden bağımsız hem de olgusal varlıkların meydana getirdiği fenomenler dünyasından ayrı bir varoluşları vardır.İkincisi, Ochkamlı William tarafından savunulan nominalizm yer almaktadır.Buna göre, cins tür ayrımlarını gösteren bütün tikel ve tüm  genel kolektif terimlerin yalnızca isimler,yapay ve keyfi şeyler olup onlara karşılık gelen şeyin, nesnel ve gerçek varoluştan yoksun olduğunu öne sürer.Üçüncü tavır ise kavram realizmi veya radikal realizmle, nominalizmin bir sentezini yapan kavramcılıktır. Kavramların zihin tarafından nasıl oluşturulduğu  ve deneyimin tikel verilerinden hareketle oluşturulan kavramların, nasıl olupta genel olabildikleri,sorularını yanıtlamaya çalışmıştır.


Tümdengelimin en bilinen önermesi olan;''Bütün insanlar ölümlüdür.(evet devamı okumadan söylediğinizi duyar gibiyim 😄)Sokrates insandır.O halde Sokrates ölümlüdür.'' Bu bir dedüktif bir başka deyişle tümdengelim önermesidir.Mantıksal olarak öncüllerden sonucu çıkarabiliriz ve öncüller doğruysa sonuçta zorunlu olarak doğrudur.Fakat endüktif yani tümevarımsal önermeler bunun gibi değildir. Dedüktif olarak geçerli olmayacağı gibi sonuç mantıksal olarak öncüllerden türemez. Dolayısıyla sonucun doğruluk değeri olasılık ile ilişkilidir.Öncüller sonucu muhtemel kılabilir fakat kesinleştirmez. %99 oranında doğru olma olasılığı olsa dahi kesinlik kazanmaz.Eğer her zaman bıraktığımız taş düşüyorsa, onun başka zaman da düşeceğine dair bu olguyu muhtemel sayarız,onun kesin olduğunu söyleriz.Ancak o mantıksal kesinlik değildir.


David Hume, bu soruna nedensellik ilkesi ile yaklaşıp alışkanlıkla bağdaştırmıştır.Alışkanlık ise bağ kurmamızla ilişkilidir.Ona göre her A olayından sonra B durumu ile karşılaşırsak ve bu durum bir çok kez tekrarlanırsa ikisi arasında bir bağ kurarız;A, B'nin nedeni. Hava bulutluysa yağmur yağar. Havanın bulutlu olmasın neden yağmurun yağması ise sonuçtur.Bize nedensellik bağını kurduran beklentilerimizdir.Ve nedensellik bağını kurulmasında hafızamız etkilidir.Sık sık tekrar edilen olay hafızada yer edinir ve birbiriyle bağ kurulup alışkanlık haline gelir. Hume'a göre insan zihni belirli tecrübelerden elde ettiği bilgileri genelleme eğilimindedir.Dün güneş doğdu, bugünde güneş doğdu hatta şimdiye kadar her gün güneş doğdu fakat yarın da doğacağının bir kesinliği yoktur.İlk iki öncülden sonra ''o halde yarın da güneş doğacak'' önermesinin gelmesinin mantıksal bir zemini bulunamamaktadır.Çünkü ona göre tümevarımsal çıkarımlar bağ kurma ilişkisi ve izlenimlere dayanmaktadır.


Determinizm(nedensellik),her olayın bir nedeni olduğunu, insan varlıkları da dahil olmak üzere evrendeki her şeyin nedensel yasalar tarafından yönetildiğini öne süren görüştür.Tümevarım sorunu karşısında nedenselliği ele alan en etkili filozof Hume'dur. Determinizmin beşeri dünyada veya insan eylemi alanındaki karşıtı ise endeterminizimdir. Çoğu insan determinizm deyince endişeye kapılır. Bunun sebebi ise determinizmin özgürlükle bağdaşmadığına inanmalarıdır. Peki ya özgürlük dediğimiz şey nedir? Kuşlar gibi gökte uçma özgürlüğümüz yoktur.Erkek ya da dişi doğma özgürlüğümüz yoktur.Bazı filozoflar bunların hiçbirinin özgürlüğümüze sınırlama getirmediğini söylerler.Herhangi bir düzeyde biz yapmak üzere seçerek yerine getirebileceğimiz eylemlerimizi yapmakta özgürüz.Bir kitap okumak veya mutfağa gitmek için özgürüz.Fakat ayın üstünde uçmak veya vampire dönüşmek için özgür değiliz.Determinizmin farklı türleri vardır: nedensel veya nomonolojik determinizm,mantıksal determinizm, tarihsel determinizm.Kadercilikle aynı anlamda kullanılan zorunlulukçuluk ise evrende nedensiz veya rastlantısal hiçbir şey bulunmadığını her şeyin bir zorunluluğun sonucu olarak olduğu gibi var olmadığını,insanın geleceği hatta kendi eylemleri dahi etkileme gücünün bulunmadığını ileri sürer.